2 Temmuz 2017 Pazar

#Haziran 2017 Ne Okudum Ne İzledim?

Her ay gecikmeli yazdığım aylık rapor yazımı bu sefer kabul edilebilir bir zamanda yayınlayabilmenin mutluluğunu yaşıyorum.
Haziran ayı ramazan ayı olduğu için öncelikle herkesin geçmiş bayramını kutlarım.
Ramazanda beni en zorlayan şey uykusuzluk bu nedenle fırsat bulduğum her an uyuyorum ve bu da bu ay okuduğum kitap sayısına yansıdı.
Bu ay 3 kitap okudum ve üçü de Stefan Zweig kitabı :)
Son zamanlardaki favori yazarım olan Stefan Zweig ile ilgili yakın zamanda bir yazı yazmayı da düşünüyorum.

1) Yakıcı Sır - Stefan Zweig 9 / 10


 Stefan Zweig'in yine muhteşem bir kitabıydı. Çapkın bir baron, gençlik döneminin sonlarına gelmiş bir kadın ve onların sırrının etrafında çocukluktan yetişkinliğe adım atan Edgar'ın hikayesi. Her ne kadar tanıdık bir hikaye olsa da Stefan Zweig'in muhteşem kalemiyle okunmaya değer, son derece sürükleyici bir kitap. 

2) Gömülü Şamdan - Stefan Zweig 8 / 10


Yahudilerin kutsal emaneti şamdanın ve Benjamin'in anlatıldığı kitap en uzun sürede okuduğum Stefan Zweig kitabıydı sanırım. Bunun nedeninin konunun beni pek çekmemesi olduğunu düşünüyorum. 

3) Bir Çöküşün Öyküsü - Stefan Zweig 9 / 10


Öncelikle fotoğrafın çözünürlüğü için özür dilerim. Gece uyumadan önce son bir gayretle kitabı bitireyim dedim ve bu fotoğraf çıktı. Bir Çöküşün Öyküsü merak ettiğim kitaplardan biriydi ve oldukça beğendim. Tam bir Stefan Zweig kitabı. Okumayanlara tavsiye ederim.

Okuduklarım böyleydi. İzlediklerim ise bu ay yok denecek kadar az. İftar sonrasında direkt uyuduğum için bir şey yapmaya zamanım olmuyordu.

1) Fantastic Beasts and Where To Find Them 8 / 10


Nasıl bir Harry Potter hayranı olduğumu bilen bilir. O büyülü dünyanın içerisinden hala çıkamayanlardanım ben de. Ama maalesef Fantastik Canavarlar Nelerdir, Nerede Bulunurlar? filmi çıktığında sinemada izleyememiştim. Bu arada onu hallettim ve oldukça beğendim. Harry Potter sevenler mutlaka izlesinler.

Bu ay böyle geçti. Son olarak size tavsiyen benim dün akşam gitme fırsatı bulduğum Tarkan konserine bilet bulabilirseniz gidin mutlaka. Megastarı Harbiye Açıkhava Sahnesinde izleyin. Tarkana yeniden hayran olacaksınız.



7 Haziran 2017 Çarşamba

#Mayıs 2017 Ne Okudum Ne İzledim?

Biraz gecikmeli olsa da mayıs yazısıyla karşınızdayım. Bu aylık rapor şeklindeki Ne Okudum Ne İzledim yazılarını yazmayı seviyorum. Dönüp baktığımda hızlanmam gerektiği konusunda ya da motivasyon olarak yardımcı oluyor.
Bu ay 3 kitap okudum ve okuduğum 3 kitabı da çok beğendim.

1) Çalıkuşu - Reşat Nuri Güntekin 10 / 10


Herkesin lisede okuduğu bir kitap olan Çalıkuşu'nu ancak şimdi okuyabildim. Yani benim için çok geç kalınmış bir kitaptı. Şişli Kitap Günleri'nde bir sahafta bulduğum bu eski basımından okudum ve gerçekten çok beğendim. Kâmran ve Feride'nin hikayesini okumayan varsa mutlaka okusun, bu kitaba benim gibi geç kalmasın. Daha önce TV'de yayınlanan Burak Özçivit ve Fahriye Evcen'in oynadığı dizi versiyonunu izlemiştim am akitapla hiç alakası yokmuş. Dizinin de eski versiyonunu izlemek hedeflerim arasında.

2) Dönüşüm - Franz Kafka 8 / 10


Kafka'nın ilk defa bir kitabını okudum. Uzun zamandır bestseller olan ve herkesin elinde gördüğüm Dönüşüm'den yana kullandım hakkımı. Kitap konusu bakımından oldukça ilginç ve soyuttu. Yorumlamakta zorlanıyorum o yüzden. Soyut kitap sevenlere tavsiye ederim ince bir kitap olduğu için bir solukta bitirirsiniz.

3) Amok Koşucusu - Stefan Zweig 10 / 10


Stefan Zweig'e sevgimi bilen bilir :) En sevdiğim yazar olma yolunda koşarcasına ilerliyor. Yazarın bu sefer de Amok Koşucusu kitabını okudum ve ba-yıl-dım.
Konusu, karakterleri, anlatım biçimi her şeyiyle harikaydı. Şimdiye kadar okuduğum Stefan Zweig kitapları arasında ilk üçte bulunuyor hatta birinciliği zorladığını da söyleyebilirim. 

Okuduklarım böyleydi. Umarım Haziran ayında daha çok kitap okumuş olarak yazarım bu yazıyı.
İzlediklerime gelince:

1) Deha 10 / 10


National Geographic'te yayınlanan Albert Einstein' ın hayatını anlatan Deha dizisi son zamanlarda izlediğim en iyi dizi olabilir. 10 / 10 'dan yüksek bir puan olsa onu verirdim yıldızlı 10 yani. 


Mileva ve Albert'ı oynayan oyuncular da işlerinde o kadar iyiler ki hiç bitmesin istiyorum. Bu güzel işi mutlaka izleyin.

2) Fi 6 / 10


Son zamanlarda her 3 kişiden 2 sinin izlediği ve öve öve bitirilemeyen dizi Fi'nin ilk 5 bölümünü izledim. Doğruyu söylemek gerekirse dizi Türk dizi standartlarının üstünde. Ayrıca Ozan Güven ve Mehmet Günsür'ü çok severim ama nedense bu diziyi pek sevemedim.
Bir internet dizisi olarak büyük bir başarı yakaladı ama ben aradığımı bulamadım. Bence dizi süresi uzun ya da hikaye yavaş akıyor. Aşk-ı Memnu'dan sonra entrikaya doymuş olmam ve buradaki entrikaların beni kesmemiş olması da mümkün tabii.
İzlenme oranlarına bakıldığında benim gibi düşünenler azınlıkta sanıyorum o yüzden bir şans verebilirsiniz.

Bu aylık benden bu kadar. Herkese hayırlı ramazanlar :)

Kadıköy Kitap Günleri - 2017


Son zamanlar instagramda siz de sadece tren fotoğrafı mı görüyorsunuz ? İşte sebebi :)
Kadıköy Belediyesinin düzenlediği bu yıl dokuzuncusu yapılan Kadıköy Kitap Günleri Haydarpaşa Garı'nda gerçekleşiyor. Fotoğraf çekmeyi sevenler ve kitapseverler adeta gara akın ettiler.


Ben de kitap günlerine gitmenizi şiddetle tavsiye ediyorum. Hem istediğiniz kitapları alabilir hem instalık fotoğraflar çekebilirsiniz.(Ama lütfen herkesin  yaptığı 2 tren arasındaki malum pozu vermeyin! )



Trenleri görünce adeta Sheldon Cooper' a dönüştüm diyebilirim. Arka fonda da fuar alanı boyunca güzel bir müzik çalıyor. Müziğin ritmine kapılıp vagonların arasında dolaşıp kitapları incelemek oldukça keyifli.


Tabii isterseniz vagonların içine girip kendinizi Hogwarts Eksperesi' nde gibi hayal edebilirsiniz.


Yayınevi sayısı ve içeriği bakımından da oldukça iyiydi. Tüyap'ın üstünden uzun zaman geçti aldığınız kitapları bitirdiyseniz yenilerine yer açın.


Haydarpaşa Garı 3-11 Haziran tarihleri arasında sizleri bekliyor. Hafta sonu bir uğramanızı tavsiye ederim. Benim vaktim sınırlı olduğu için istediğim kadar gezemedim siz gidip keyfini çıkartabilirsiniz. :)

7 Mayıs 2017 Pazar

#Nisan 2017 Ne Okudum Ne İzledim?

Mart ayında düşük giden okuma performansı nedeniyle nisan ayından ümitliydim ama yine güldürmedi... Bu ay da sadece 2 kitap okuyabildim. Havaların ısınmaya başlaması bana pek iyi gelmedi sanırım. Neyse ki okuduğum 2 kitapta uzun zamandır okumak istediğim kitaplardı.

1) Northanger Manastırı - Jane Austen 7/10



Jane Austen kitaplarına ve 18.-19. yy İngilteresine bayılıyorum. Bu kitapta yazarın ilk kitabıymış ve uzun zamandır okumak istiyordum. Kitaba 7 verdim çünkü yazarın ilk kitabı olmasından mıdır nedendir bilmem hikaye biraz yavan geldi bana.



Belki de önce okuduğum Aşk ve Gurur, Emma gibi klasikler beklentimin yüksek olmasına neden olmuş olabilir. Ama kesinlikle kötü değildi ve benim gibi aşk romanı sevmeyen birinin bile severek okumasını sağladı.

2) Sineklerin Tanrısı - William Golding  9 / 10


Sineklerin Tanrısı'nı daha önce yazdığım ve şuradan ulaşabileceğiniz Şişli Kitap Günleri'nden bir sahaftan almıştım. Eski basım olması ve yazı karakterlerinin biraz küçük olmasının kitabı bitirme süremde etkisi olduğunu düşünüyorum ama yine de eski basımdan okumak keyifliydi.

William Golding'in Nobel ödüllü kitabı bir grup çocuğun bir kaza sonucu ıssız bir adaya düşmelerini ve ne kadar medenileşirse medenileşsin insanoğlunun ilkel ve vahşi yönünün ortaya çıkışını çocuklar üzerinden anlatıyor. Normalde bir grup çocuğun başından geçenlerin anlatıldığı kitapları sevmem ama bu kitap öyle değil. Alegori tarzını sevenlere önerilir.

Okuduklarım bu kadar izlediklerime gelecek olursam:

1) Passengers 7 / 10


Yine bir bilim kurgu filmi ile karşınızdayım. Yakın zaman önce sinemalarda olan Türkçe'ye Uzay Yolcuları olarak çevirilen film Passengers. Bilim kurgu seven biri olarak keyifle izledim. Hikaye klasik ve pek bir sürprizi yok ama keyifli bir 2 saat geçirmenizi sağlar.

2) Allied 10 / 10


Bir arkadaşımın tavsiyesiyle izlediğim Allied filmini gerçekten çok beğendim. Bir dönem filmi olması, hikayesi, oyunculuklar her şey çok güzeldi. Savaş döneminde geçen hikayede 2 ajan anlatılıyor. İzlemenizi kesinlikle tavsiye ederim.

3) Horrible Bosses 8 / 10


Bu ay izlediğim 3. film ise bir komedi filmi olan Horrible Bosses oldu. Jennifer Aniston'ı çok severim ve filmi izleme nedenim de onun oynadığını görmem oldu. Filmi de beğendim ve 2. sini de izlemeyi düşünüyorum.



Müzik olarak ise bu ara Birsen Tezer'e takmış bulunuyorum. İnstagrama koyduğum bir video için fon müziği ararken denk geldiğim Birsen Tezer'in sesini de tarzını da çok beğendim. 

Bir ay daha böyle geçti gitti. Hadi bakalım mayıs sıra sende...



2 Mayıs 2017 Salı

Bursa-2017

Herkese Merhaba,
Nisan ayına bir küçük geziyi sığdırmanın mutluluğuyla tamamlıyorum. Nisan yazısını daha yazmadım umuyorum ki onu da en kısa zamanda yazacağım ama öncelikle uzun zamandır gitmek istediğim Cumalıkızık'a gitmiş olmanın mutluluğunu not edeyim istedim.


Geziye kalabalık bir grup halinde ve rehber eşliğinde gittiğimiz için tam bir kültür gezisi oldu. Bu sayede sadece çok güzel fotoğraflar çekmekle kalmayıp köyün tarihi hakkında da bilgi sahibi olduk.
Bursa'da Kızık Türklerinin kurduğu 5 köy varmış. Ama günümüze bozulmadan ulaşan tek köy Cumalıkızık. 


Köyün adının nereden geldiği ile ilgili birden fazla efsane var. Bana en mantıklı geleni Cumalıkızık'ın konum olarak ortada bulunması ve en büyük camiiye sahip köy olmasından dolayı cuma günleri namaz kılınan yer olmasından geldiği oldu.


Köyün en önemli özelliği renkli renkli boyalı evleri. Mavi, yeşil, sarı, pembe ... Her renkte ev görebilirsiniz bu köyde. Ama tabii ki en meşhuru Cumalıkızık mavisi.


Köy UNESCO Dünya Mirası listesinde. Ama korunma ve sahip çıkılma konusu tartışmaya açık tabii. 



Son yıllarda büyük ilgi gören Cumalıkızık'a gittiğimizde çok kalabalıktı ve turistik bir yer haline geldiği için her evin altında bir hediyelik eşya standı vardı. Hediyelik eşya standlarının köyün iç kısmında evlerin önünde olmasındansa meydanda olmalarını ve fotoğraf çekmeye engel olmamalarını tercih ederdim açıkçası.


Köyün en önemli özelliklerinden biri de dünyanın en dar sokağına sahip olması. Rivayete göre bu dar sokak savaş zamanı köyün kurtulmasında da büyük rol oynamış. Eğer bir gün yolunuz düşerse Cinaralığı'ndan geçmeyi unutmayın.


Her köşesini fotoğraflamak istediğim kendimi bir film setinde gibi hissetmemi sağlayan çok güzel bir yerdi Cumalıkızık. Bir daha gider miyim? Evet seve seve giderim.

Cumalıkızıktan sonra yakınlarda bulunan Saitabat Şelalesi'ne gittik. Cumalıkızıktan sonra beni o kadar az etkiledi ki doğru düzgün fotoğraf bile çekmemişim. Vaktiniz varsa uğrayın ama uğrayamazsanız da çok büyük bir kayıp değil açıkçası.


Sonraki durağımız Mudanya oldu. Mudanyada ilk olarak Mudanya Mütareke Evine gittik. Müze fotoğrafı çekmeyi pek sevmediğim için fotoğrafı bulunmuyor. Ama evi gezmenizi tavsiye ederim. Mudanya Mütarekesi' nin imzalandığı ev gerçekten çok güzel ve tarih kokuyor.
Mudanyada gezebileceğiniz bir diğer yer ise Girit Mahallesi olarak adlandırılan eski rum evlerinin olduğu bu fotoğraftaki sokak. Evler gerçekten çok güzeller. 

Bir sahil kasabası olan Mudanya'da yemek molası verebilir ve balık yiyebilirsiniz.


Sonraki durağımız Cumalıkızık' tan sonra en beğendiğim yer olan Tirilye oldu. Fotoğrafta gördüğünüz bölgenin en büyük binası olan Taş Mektep. Restorasyon çalışmasının başlatılacağı bilgisini öğrendik. Umarım iyi bir restorasyon geçirir ve güzellikleri korunur.


Bölgenin bir diğer önemli yapısı ise Fatih Camii. Türklerin bölgeyi fethinden sonra önce Fetih Camii olarak adlandırılmış ama zamanla Fatih Camii olarak dile yerleşmiş.


Camiinin en önemli özelliği ise 2 kere kilisi 2 kere camii olmasıymış. Tavanda bulunan fresk camiiye dönüştürülünce silinmiş ve sonradan İslam dinine uygun işlemeler eklenmiş. Bahçede bulunan sütunlar ise yapılan incelemelere göre kilisenin yapılışından öncesine ait. Araştırmacılara göre sütunlar Bizans dönemine aitmiş.

Tirilye'ye giderseniz manzarayı en güzel izleyebileceğiniz Çamlıkahve'de bir kahve içmenizi ve sahilde yürüyüş yapmanızı öneririm.

Bursa gezisi bu şekilde son buldu. İstanbul'a yakın olması ve günübirlik turların olması kolaylıkları ile cezbedici bir tur. Gitmeyenlere öneririm :)








7 Nisan 2017 Cuma

1. Şişli Kitap Günleri


Biraz geç haberim olduğu için ancak yazabiliyorum ama bugün uğrama şansım olan 1-9 Nisan tarihleri arasında birincisi düzenlenen Şişli Kitap Günleri' nden bahsetmek istedim. Çok merkezi bir yeri olduğu için haftasonu yolunuz düşerse uğrayabilirsiniz. Gerçi içeri girdiğinizde biraz hayal kırıklığı yaşayabilirsiniz benim gibi. Çünkü çok az yayın evinin standı bulunuyor ve var olan standlar genellikle çocuk ve gençlik kitapları üzerine. Benim fuarlardan beklentim daha önce de yazmış olduğum gibi ciddi indirim oranları oluyor. ama maalesef yayın evleri bunu yapmıyorlar. İnternetten de aynı fiyata hatta belki daha uygun fiyata alabileceğiniz şekilde satış fiyatları.
Hem bu sene ilk defa düzenlenmesinden hem de saydığım nedenlerden olsa gerek oldukça sakin ve boştu. 

En beğendiğim kısım alt katta bulunan bir kaç sahaf standı oldu. Karıştırdığınızda güzel kitaplar bulabilirsiniz. Zaten hep sahaf standlarının fotoğraflarını çekmişim. Fiyatları da oldukça makul. Hem eski basım kitaplar hem de ikinci el kitaplar bulmak mümkün. 

Ben bu üç kitabı aldım. Çalıkuşu herkes gibi lisede okumadığım için uzun zamandır istediğim bir kitaptı. 10 TL'ye aldım. Büyük Gatsby'nin filmini izlemiştim ve çok beğenmiştim. Başrolde Leonardo Di Caprio'yu düşünerek okuyacağım sanırım :) Sineklerin Tanrısı'nı son zamanlarda çok duyuyorum. Görmüşken almak istedim.
Çıkışta bir grup öğrencinin öğretmenleriyle geldiği gördüm bu beni çok sevindirdi. O çevrede bir çok okul bulunuyor. Öğrencilerin fuarı ziyaret etmeleri çok iyi olacaktır.
Haftasonu yolunuz şişli tarafına düşerse bir uğrayın derim. Eski Black Out AVM'de düzenleniyor.

5 Nisan 2017 Çarşamba

#Mart 2017 Ne Okudum Ne İzledim?

Mart ayı bitmek bilmeyen uzun bir ay olduğu için kitap hedefim yüksekti. Ama her şey planladığımız gibi olmuyor tabii. Yaşadığım bazı acı olaylar nedeniyle bu ay sadece 2 kitap okuyabildim. Okuduğum 2 kitabı da çok beğendim.

1) Serenad - Zülfü Livaneli  9 / 10

Okuduğum ilk Livaneli kitabıydı ve gerçekten çok beğendim. 2. Dünya Savaşı sonrasında Türkiye'ye gelen Alman Profesörlerden birinin hikayesini anlatıyor. Okumayanlar için spoiler vermek istemiyorum o yüzden detaylı anlatmayacağım. Kitapla ilgili beğenmediğim tek şey sonundaki bir kısım oldu. Bence gerçeklikle bağlantısını koparan ütopik bir şey olmuş ve bu benim hoşuma gitmedi.


2) Haşırt Dı Bilekbord - Zafer Algöz  10 / 10

Okuduğum diğer kitap ise o kadar keyifli o kadar eğlenceliydi ki her ne kadar bitmesin diye yavaş yavaş okusam da 2 günde bitti.
Oyuncu olarak da çok sevdiğim Zafer Algöz'ün kitabı kısa kısa anılarının derlenmiş hali. Kafa dağıtmak için ise birebir. Okurken hunharca güldüm diyebilirim. Herkese tavsiye ederim okuyun okutun.

Okuduklarım maalesef bu kadar. Sayı olarak az olsalar da iki kitabı da çok beğendim. Bu ay açığı kapatmayı umuyorum yinede.


1) Macbeth / Şehir Tiyatroları  8 / 10

İyi kötüdür, kötü de iyi repliği adeta zihnime kazındı. Şehir tiyatrolarının bu seneki oyunlarından biri olan Macbeth'i Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nde izledik ve çok beğendik. İlkbahar ayları tiyatroya gitmek için çok ideal bence. Şehir tiyatrolarında bir çok oyun var ama bilet bulmak biraz zor. Çok iyi takip etmeniz gerekiyor.


2) My Name Is Khan  8 / 10

İzlediklerime gelince ise bir Bollywood'dan My Name Is Khan filmi hem eğlenceli hem hüzünlü hikayesiyle çok güzeldi. Hint sinemasından hoşlanıyorsanız keyifle izleyebilirsiniz.


3) Friends 10 / 10

Dizi tarihinin en efsane en kral en unutulmaz en komik en en en dizisi Friends'i baştan izlemeye başladım. 10 sezonluk dizinin şu an 9. sezonundayım. Kaç defa izlersem izleyeyim bıkmayacağım bir dizi. Eğer şimdiye kadar izlemediyseniz kesinlikle izlemelisiniz. Her bir karakteri ayrı seviyorum.




Son olarak küçük bir tavsiye bu ara en çok dinlediğim albüm Mirkelam Şarkıları.

Nisan ayı bol okumalı bol izlemeli bol dinlemeli ve dinlenmeli olsun herkes için :)